“Melek’in yaşadıklarını kaldıramazdım”
Farklı Boyut setinde gerçekleştirmiş olduğumuz röportaj serisinin devamıyla karşınızdayız...
Değerli
oyuncumuz Müge Hanım’a teşekkür edip selamlarını yüklendikten sonra
namazımızı kılıyor ve Müjgan Hanım’ın gelmesini bekliyoruz. Bu arada
dışarıda kar o kadar yoğun yağıyor ki her yer buz olmuş, yürümekte
zorlanıyoruz. Artık set ekibinin neler yaşadığını varın siz düşünün.
Kamera ve fotoğraf makinelerimizi kontrol edip bir bardak sıcak çay
içmek ve Taner Ağabey ile muhabbet etmek üzere bir iskemle çekip
oturuyoruz. Sektöre nasıl adım attığından, sektörün zorluğundan
bahsediyor Taner Ağabey. Gerçekten emek isteyen ve tabir-i caiz ise gece
gündüz demeden çalışarak başarıya ulaşılan bu sektör zor, çok zor…
Rabbim televizyon/medya dünyasının içerisinde olan, olmak isteyen
herkese yardımcı olsun. Işıkçısından makyözüne, yönetmeninden oyuncusuna
kadar bin bir emekle oluşturulan bu güzel işleri muvaffak kılsın.

Çaylarımız
bittikten sonra diğer bir çekim mekânı olan eve geçmek için yola
düştük. Alt tarafı bir sokak yürüyecektik. Fakat o kadar zor oldu ki buz
tutan yollarda yürümek… Eve geldik, o ne! Aman Allah’ım, kapı duvar!
Görevlinin bir işi çıkmış, beş dakika sonra gelecekmiş. Tabii eğer orada
beş dakika bekleseydik Taner Ağabey kardan adam olurdu; biz de kardan
kız olurduk. Durumun böyle olduğu görünce geri döndük o karlı yollardan
geçerek. Geri döndüğümüzde Müjgan Hanım’ın geldiğini gördük ve hemen
şehit ailesinin evi olarak kullanılan mekâna geçip röportaja başladık.
Bu arada Samanyolu Fanları’ndan geldiğimizi öğrenen herkes set
koşullarını düşünerek yorum yapılmasını istediler, bu da kulağımıza küpe
olsun diyoruz.
Nihayetinde Müjgan Ablamız ile selamlaşıp, biraz
görüştükten sonra evin mutfağında röportajımıza başladık. Hani
misafirliğe gidildiğinde evin kızları mutfakta toplanıp sohbet ederler
ya, işte öyle bir muhabbet, öyle bir röportaj oldu. Daha fazla uzatmadan
çekiliyorum aradan, buyurun efendim…
Samanyolu Fanları: Öncelikle Samanyolu Fanları olarak çok teşekkür ediyoruz. Şöyle başlayalım; projeyi kabul etme aşamanız nasıldı?Müjgan Gönül:
Tek Türkiye’ den sonra birkaç proje sahibiyle görüşmüştüm. Menajerlik
hizmeti veren birkaç yerle de görüşüyordum aynı zamanda. Kalmak gitmek
konusunda biraz kararsızlıklarım vardı, bu süreç içerisinde yapımcım
Mehmet Akyol’la bir araya geldik ve Farklı Boyut’un üzerinde konuşmaya
başladık, kısa bir süre sonra projenin içindeydim.
Samanyolu Fanları: Müjgan Gönül, Melek karakterinin gördüğü rüyalar gibi rüyalar görseydi nasıl davranırdı?Müjgan Gönül:
Ben kaldıramazdım herhalde. Psikolojik olarak kötü olurdum. Dünyada
böyle insanların varlığına şüphesiz inanıyorum ve onların çok özel
kişiler olduğunu düşünüyorum. “Allah dağına göre kar verir” derler ya,
kimseye kaldıramayacağı yük yüklenmiyor işte…
Samanyolu Fanları: Rüyalara, metafizik boyuta inanır mısınız?Müjgan Gönül:
Evet, inanırım. Epey de rüya görürüm ama yorumlama kabiliyetim hiç yok.
Dizideki gibi olayların gerçekliğine diyecek bir şey yok. Çünkü bunlar
yaşamda var olan olaylar. Ben de dizimiz sayesinde biraz meraklandım ve
madde ötesiyle ilgili kitaplar okumaya, belgeseller izlemeye başladım.
Gerçekten şaşırtıcı durumlar…
Samanyolu Fanları: Diziyi izleyip kendinizi değerlendirebiliyor musunuz? Müjgan Gönül:
Set yoğun devam ettiği için cuma günleri izleyemiyorum. Pazartesi günü
tekrarına bakıyorum, onu da yapamadıysam mutlaka Küre TV’den izliyorum.
Eğer evdeysem kesinlikle izlerim, kaçırmam. Farklı Boyut’u izlerken
dikkat vererek izlemek gerekiyor. Çay içerken, sohbet ederken, servis
yaparken kalabalıkta pek anlaşılmadığını düşünüyorum. İzlerken
odaklanmak gerekiyor, sanki bir ders dinler gibi… Bölüm sonrası hem
kendimle ilgili hem diziyle ilgili değerlendirmelerimi kendimce
yapıyorum.
Samanyolu Fanları: Beşinci bölüme kadar dizimizin yönetmenliğini Taner Tunç yapıyordu, daha sonra Nuh Şen devraldı…Müjgan Gönül:
Evet. Kendi adıma çok büyük şanstı. Taner Hoca’yla çalışmayı zaten
istiyordum, daha önce Beypazarı’nda çekilen Doğruluk Ekseni projesini
ziyarete gittiğimizde, setlerine hayran kalmıştım. Yönetmenimizin Taner
Hoca olduğunu öğrendiğimde, çok memnun oldum. Beş bölüm boyunca çok
keyifli, saygı, sevgi ve hoşgörü çerçevesinde çalıştık… Altıncı bölüm
itibarıyla Nuh Hocamız’la projemize hizmet etmeye devam ediyoruz. Nuh
Hocamız’la da Tek Türkiye’nin ilk sezonu beraber çalışmıştık. Kendisinin
bilgisini, birikimini hep övgüyle anlatırdım. Samanyolu
Televizyonu’ndaki ilk yönetmenlik tecrübesinde benim de görev alıyor
olmam benim için ayrıca bir onur.
Samanyolu Fanları: Çok üşüyen biri olduğunuzu duymuştuk?Müjgan Gönül:
Yani nasıl desem soğuk olunca üşüyorum. Şu an soğuk mesela…
(Gülüşmeler) Tek Türkiye’nin set ortamı genelde çok soğuk oluyordu,
gerçekten bayağı üşüyorduk. Dağda, bayırda çekim yapıyoruz ve beklerken
gidebilecek bir yer olmuyordu. Yaptığımız röportajlar genelde Tek
Türkiye setine denk geldiği için, beni çok üşüyen biri olarak duymanız
normal.
Müjgan Gönül:
Şimdi ben sorayım size, Farklı Boyut nasıl, beğeniyor musunuz? Gençler
Samanyolu'ndan nasıl projeler bekliyor? Neye ihtiyaç var sizce?
Samanyolu Fanları: Öncelikle
şunu söyleyelim, Farklı Boyut gerçekten çok farklı. Yani klasik
Samanyolu Televizyonu dizilerinden değil. O yüzden çok beğeniyoruz.
İçinde hem gizem var hem maneviyat var. Gerçekten şu an televizyon
sektöründe böyle bir proje yok. Hele hele metafizik boyuta yönelen
hiçbir iş, hiçbir proje yok. Samimiyetimle söylüyorum hiçbir arkadaşım
Samanyolu Televizyonu dizilerini izlemiyor. Çünkü genç kesimi cezbeden
projeler yok.Müjgan Gönül: Evet evet, gençlerimizin hem değerlerine sahip çıkan hem de günümüz şartlarını yansıtan yapımlara ihtiyacı var değil mi?
Samanyolu Fanları: Bana
göre muhafazakâr kesime taze kan lazım. Yeni ve ilgi çekici projeler
lazım, biz fan sitesi olarak kanalımızdan komedi dizisi istiyoruz, okul
dizisi istiyoruz. Ama sürekli aynı işler çıkıyor. Tabii ki bizler de
fayda güdülerek yapılan işler olsun istiyoruz ama bunu kaliteli ve
birbirinin tekrarı olmayan işlerde görmek istiyoruz. Ben de bir iletişim
gönüllüsü olarak bunu çok istiyorum, onun için çalışmalarıma son hız
devam ediyorum. (Gülüşmeler) Müjgan Gönül:
İnşallah. Medya günümüzün en büyük silahı ve biz bu silahı toplumsal
barış için, kişisel huzur için en iyi şekilde kullanmaya çalışmalıyız.
Doğrularımızdan ödün vermeden ama her kesime her kitleye de hitap ederek
bence. Yeni projeler, yeni fikirler üretmek lazım. Gelecek nesillerin
sorumluluğu büyük, çok donanımlı bir şekilde bu sektörde yer almalarını
ve dünya standartlarında işler çıkartmalarını tüm kalbimle istiyorum.
Samanyolu Fanları: Peki başka kanallarda rol almayı düşünüyor musunuz? Veya Samanyolu Televizyonu bünyesinde kalmak mı istersiniz?Müjgan Gönül:
Şu an hâlimden çok memnunum, çok huzurluyum. Bana bir görev verildi ve
onu en iyi şekilde yapabilmek için çabalıyorum. Gelecek hakkında çok
fikir yürütmek istemiyorum… Her şeyin hayırlısı olsun inşallah.
Samanyolu Fanları: İnşallah,
belki bir gün beraber çalışmak kısmet olur. Biz tekrar teşekkür
ediyoruz, sitemize de boş vakitlerinizde bekliyoruz inşallah.Müjgan Gönül:
Ben teşekkür ederim. Çok sıkı takip ediyorum çalışmaları, yazılanları.
Hemen hemen her gün girip bakıyorum yorumlara. Fakat üye olamam çünkü
hakkını veremem, gelirsem yoğunluktan cevap veremem, sonra yanlış
anlaşılır, “ben yazdım” da, “bana cevap vermedi” de gibi sitemler çıkar
ortaya. Gelen hiçbir röportajı geri çevirmiyorum, böylelikle
takipçilerimizle bir araya geldiğimizi düşünüyorum. Tüm üyelere selam ve
sevgilerimi iletiyorum aracılığınızla…
Samanyolu Fanları: Peki efendim, selamlarınızı ileteceğiz inşallah. Sağ olun…
Şunu
da eklemeden edemeyeceğim; bu sadece röportajın görünen yüzü. Eğer
sizler de böyle bir güne şahit olmak istiyorsanız kapıyı açık
bırakıyoruz. Asılın yorumlara, asılın… Belki bir ferman çıkar değerli
padişahımız Ahmet Faruk’tan ve sete bir misafir daha götürürüz, kim
bilir…
Melek karakterinin sahnesi gelir, Müjgan ablamız çekime
çağırılır. On altıncı bölümün yetiştirilmesi gerekiyor, değil mi?
Kendisiyle tatlı tatlı ilerleyen sohbetimizi burada bitirip, hep beraber
çekim alanına gidiyoruz. Haydi, sizi de bekliyoruz…
Çekim
alanına adım atar atmaz görüntü yönetmenimizle selamlaştık; değerli
İlyas Yavuz Ağabeyimizle yani. Kendisini Sırlar Dünyası’nın jübile
bölümünden, Kollama’dan ve Güz Gülleri’nden tanıyorduk, hâlimizi
hatırımızı sordu sağ olsun. Ve hemen sorular yöneltildi bize. “Neden
yorumlar bu kadar az?”, “Neden acımasız yorumlar yapıyorsunuz?” Tabii
kendimizi savunduk ama biz de memnun değildik yorumların az olmasından.
Bunlar set ekibinden birer mesajdır değerli üyeler, dikkate alalım,
unutmayalım…

Yönetmenimiz
değerli Nuh Şen ve ekipte görev alan diğer ağabeylerimiz sitemizi takip
ettiklerini, yorumları okuduklarını söylediler. Nekibu’nun eleştirel
yorumlarının sebebini sordular, kendisi cevap verdi. Ve yine aynı
noktaya ulaştık. “O nedir?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Tahminleri
de işitiyorum sanırım. Biri yoğun set koşulları mı dedi yoksa ben mi
öyle anladım… Evet, evet kesinlikle ulaştığımız nokta ağır ve yoğun set
koşulları oldu.
Çekimler bitti ve set taşınmaya başladı. Biz de
dizimizin son anda gelen yapımcısı Mehmet Akyol Ağabey ile görüştük.
Onunla da ayaküstü bir röportaj yaptık. Yaptığımız bu görüşmenin
detaylarını da sitemizde kısa bir süre sonra sizlerle paylaşacağız,
Samanyolu Fanları’nı takip edin.
Evet, bir set ziyaretinin, güzel
ve dopdolu geçen bir günün daha sonuna geldik. Tüm set ekibine bir kez
daha teşekkür edip, kolaylıklar diledikten sonra ulaştırmadan sorumlu
ağabey bizi gideceğimiz yere bıraktı, sağ olsunlar. Bundan sonrası artık
biz Samanyolu Fanları’na kalıyor; dizimizi sıkı sıkıya takip etmek… İyi
seyirler, keyifli yorumlar diliyoruz efendim.
Farklı dizimiz Farklı Boyut'un senaristi Erhan Turhan ile gerçekleştirdiğimiz röportaj da yakında yine http://www.samanyolufanlari.com adresinde olacak...